Sayfalar

beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2014 Pazartesi

Gece Yeme Sendromu

     Yine ben ve yine sizlerle paylaşacağım bir şeyler...
Başlıktan da anlaşıldığı gibi bu yazımda gece yeme sendromuyla ilgili araştırmalarımın sonuçlarından bahsedeceğim. Bunu araştırma fikrim ise akşamları iştahımın açıldığını farketmemden doğdu. Özellikle gece geç saatlere kadar kaldığım zamanlarda midemde açlık hissetmesem bile tatlı bir şeyler yeme istediğim çılgınca boyutlara ulaşıyor ve gece atıştırmalıklarının sonucunun ise kilo almak olduğunu hepimiz biliyoruz..

     Ayrıca gece yemek göbek yapıyor ne zaman akşam yemeğimi erken yer ve sonrasında bir öğün yapmadan uyursam, yani gece atıştırmazsam, göbeğim dümdüz olurken gece yiyip yatarsam göbekli uyanıyorum :))) benden söylemesi...

     Ben de bu gece atıştırmalıklarından nasıl kurtulurum neymiş bu falan bir araştırıyım dedim.. Benim durumumda çözüm gün içinde daha düzenli beslenmek ve öğün atlamamak çünkü öğlen ve akşam yemeklerini geçiştirmek gece yeme istediğini artırıyor. Fakat henüz öğrendiğim ve aslında çok da yaygın olan bir yeme davranış bozukluğunu sizlerle paylaşayım istedim.
 

 
 
     Gece yeme sendromunun en belirgin özelliği haftada en az 3 gece ve en az 1 kere olarak uyanmak ve bir şeyler atıştırmakmış. Bu kişiler genellikle kahvaltıyı atlıyor, ve çay, kahve gibi içeceklerle geçiştiriyormuş. Gün boyu oldukça düşük kalori alırken, akşam yemeğinden sonra bunun yarısından fazlasını alıyorlarmış. Hacettepe Üniversitesi'nde yapılan araştırmanın sonuçları ise obez bireylerin %66'sının gece yeme sendromuna sahip olduğunu göstermiş. Genelde sıkıntılı, stresli dönemlerde gece yemelerinin arttığı gözlemlenmiş.

     Bu durumun sebebi hormonal de olabilir. Peki vücutta hormonal olarak neler oluyor da bu sendroma yol açıyor? Bu sorunun cevabı ise şöyle, bu sendroma sahip kişilerin melatoninin gece düşük olduğu ve bunun da REM uykularını zayıflattığı belirtilmiş. Aynı zamanda açlık bastırıcı olan leptin hormonlarının da düşük olduğu gözlenmiş. İştah uyaran ghrelin hormonlarının fazla salgısı sebebiyle olması gereken zamandan önce acıktıkları görülmüş. Ayrıca bu kişilerin çoğunlukla hipotroidi olduğunu ve daha az kortizol salgıladıkları sonucuna ulaşılmış. Son olarak ise bu sendrom insülin direncinin yüksek olduğu ve hipoglisemisi olan kişilerde çok sık görülüyor.


     Benim yaklaşık üç yıl önce insülin direncimin ve hipoglisemimin olduğu ortaya çıktı. İnsülin direncimden hala tamamen kurtulamamış olmakla beraber düzenli beslenme ve aktif bir yaşamla hipoglisemiden kendimi kurtarmayı başardım. Gerçekten çok korkunç bir şey umarım bir daha yaşamam...

     Peki gece yemelerinden kurtulmak için ne yapılmalı, çözümü ne diye soracak olursanız uzmanlar cevabı ilk başta güne kahvaltıyla başlamanın önemini vurgulayarak vermiş. Gece yemek yerine sabah yemelisiniz demişler. Günü atıştırmalıklarla değil sağlıklı ana öğünler yaparak geçirdiğimizde akşam eskisi kadar aç hissetmeyeceğimizi söylemiş ve özellikle fruktoz alımımıza dikkat etmemiz gerektiği konusunda uyarıda bulunmuşlar. Bunlara ek olarak ışıksız ortamda ya da mumla uyumak, stresten uzak durmaya çalışmak ve gece alkol almamak gerekliymiş.

     Çok yaygın ve sanıldığından daha ciddi bir yeme davranış bozukluğu olan gece yeme sendromu için öncelikle bir dahiliyeci, psikiyatr ve diyetisyen görmelisiniz. Böylece en doğru şekilde rotanızı çizerek buna bir son verebilir ve hem ruhsal hem bedensel sağlığınızı koruyabilirsiniz.

    Ben bunları öğrendikten sonra gece yememe konusunda kendime daha bir söz geçirmeye çalışır oldum, umarım benim gibi olan başkalarına da dikkat uyarısı olur veya bu sendromu yaşayan birileri varsa onlar da farkındalığa ulaşır..

     Bugünlük böyle... Benim uzun yazılarımı sonuna kadar okuyan sizler, kesinlikle çok özelsiniz. Bu sabrınız, yazdıklarıma olan ilginiz ve merakınız için çok teşekkür ediyorum :))

     Görüşmek üzere!! :)))

11 Ocak 2014 Cumartesi

Fittazza

     Fittazza da ne böyle dediğinizi duyar gibiyim :) Fit-pizzanın az önce uydurduğum ismi :) Aşağıda vermek üzere olduğum tarifi kesinlikle denemenizi öneririm. Çünkü hem kalorisi pizzaya kıyasla çok çok düşük hem de gerçekten adeta bir pizza yiyormuşsunuz hissi veriyor :)
   
     Bu tarifi denemek için mutfağa girdiğimde annem Ebru iyice uçtun sen diyen gözlerle bana baktı. Çünkü pizzayı bir adet kepekli lavaşla yapacaktım. İnceliğinden dolayı tereddüte düşen anneme bekle ve gör sonunda bayılacaksın dedim.

     Öyleyse malzemeleri verelim ve ultra kolay yapımımıza geçelim :) Ben pizzamda 30'ar gr kıyma ve light kaşar peyniri kullandım. Kırmızı biber, cherry domates, taze nane, maydanoz ve marul. Aslında o an elinizde bulunuyorsa kabak, patlıcan, fesleğen de atabilirsiniz. Tuzu dert etmeyecek olanlara zeytin, acı sevenlere de meksika biberi atmasını önerebilirim.

     Öncelikle kepekli lavaşımın üstüne sürmek için yapışmaz tavada kendi isteğime göre salçayı biraz pişirdim. Bu işlem sırasında yağ kullanmadım sıcak su ekleyerek salçanın yanmasını önledim. Daha sonra salçayı kepekli lavaşın üstüne yaydım. Bu sırada ince ince dilimlemiş olduğum kırmızı biberim, domatesim ve sebzelerimi lavaşın üstüne serptim. Ardından kıymayı ve rendelediğim kaşarı serpiştirdim ve ısınmış durumdaki fırına verdim. Ben ilk denememde fırında 180 derecede 20 dk'ya kurduğum için lavaşımın kenarları biraz yandı o yüzden 10-15 dk yeterli olucaktır. Kokusunu almaya başlayacaksınız zaten  :) ve çıkarıp afiyetle yiyebilirsiniz! :)

     İşte bunlar da ilk denememden olan görseller




    Ben direk sade halini çok sevdim ama dilerseniz ketçap ya da burgerın acı sosundan ( 100gr = 30 kcal, 0 yağ ) kullanabilirsiniz ben acıyı çok sevdiğim için arada tercih ediyorum.

    İşte fittazzamız hazır ve çok düşük kalorili üstelik tatmin edici yani hem mideniz hem gözünüz doyucak :)

    Afiyet olsun! :)



























   










19 Ekim 2013 Cumartesi

Ispanaklı light frittata

    Bu tarif sıkça uğradığım bir site olan skinnytaste.com'da keşfettiğim kendim de severek hazırladığım bir kahvaltı seçeneği. Düşük yağ ve karbonhidrat içeriğiyle de oldukça sağlıklı. Light kelimesi sizi kokutmasın çünkü genelde light deyince insanların aklında tatsız tutsuz kuru yiyecekler gelir. Benim paylaşacaklarım onlardan olmayacak :)

   Şimdi tarif 4 kişilik siz sadece kendiniz için hazırlayacaksanız ölçüleri ona göre ayarlayın. Kalorisi ise doyuruculuğuna oranla oldukça düşük sadece 140 kcal :) ama bizim için önemli olan kısmı bu kalorinin nerden geldiği di mi ? 6.8 gr yağ, 5.5 gr karbonhidrat, 2.2 gr lif(fiber), 0.3 gr şeker ve 15.2 gr protein içeriyor :) Malzemeler şöyle :

  • 2 yumurta
  • 8 yumurta beyazı 
  • 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
  • yarım kırmızı soğan, doğranmış
  • 3 doğranmış taze soğan
  • 100 gr lor peyniri
  • tuz ( isteğe bağlı bence gerek yok )
  • renkli biber 
   Orta ısıda yağla soğanları yumuşayana kadar ısıtıyoruz. Bir kasede yumurtaların içine tuzu biberi peyniri ve ıspanağı karıştırıyoruz. Sonra bu karışımı tavaya soğanların yanına ekliyoruz. 5 dk kadar pişirdikten sonra tabağa ters şekilde koyuyoruz ve afiyet olsun :)