Etkinlik Ankara Swiss Otel'de 12 Ocak Pazar günü gerçekleşti ve birbirinden önemli konuşmacılarıyla geleceğin diyetisyen adaylarına ışık tuttu. Etkinlikte gördüğümüz başlıca isimler Dyt. Elvan Odabaşı Kanar, Prof. Dr. Ayşe Baysal, Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, Prof. Dr. Murat Baş, Dyt. Ece Nevra Durukan, Dyt. Seren Aksüs, Dr. Ayhan Dağ oldu.
Ben etkinliğin başında katılamadım malesef öğlen gidebildim. Fakat kaynanam sevicekmiş ki gittiğimde öğle yemek molası vardı :)). Konferans salonunun yan kısmındaki yemek salonu diyetisyen adaylarıyla doluydu. Canım formeo diyetisyeni Tuğçe Ergen'i görür görmez yanına gittim ve yemeğe katıldım. Yiyecek ve tatlılardan oluşan açık büfeden ise öğle yemeği seçimim şöyle oldu:
Öğleden sonra oturum Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu'nun diyetisyen sağlığın neresinde sunumuyla başladı. Elmacıoğlu Türkiye'de malesef her kafadan bir ses çıktığını ancak sadece bilimsel gerçeklere dayanan bilgilerin dinlenmesi gerektiğini savundu. Ekmek konusunda olduğu gibi ( Karatay Diyeti) topluma verilen yanlış mesajların son bulmasının insanların sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi. Tıp bilimindeki gelişmeleri ve birçok hastalığın tedavi aşamasında beslenmenin ne kadar önemli bir rol oynadığını bilimsel ölçütlere dayanarak anlattı. Elmacıoğlu, ''Beslenme evrim yaşadı, yaşıyor ama temelleri hiç değişmedi'' dedi ve beslenmenin evrimiyle çeşitliliğin arttığını ve bununla bir yığın söylemlerin de arttığını fakat tek bir gerçeğin, yeterli ve dengeli beslenmenin değişmediğini özellikle vurguladı. Milli Eğitim Bakanlığı kadrosunda varolan bir diyetisyen meslektaşlarının olmamasıyla ilgili yakındı ve bunun önemli bir eksiklik olduğundan bahsetti. Bilimsel verilere dayanan grafiklerle sunumunu destekleyen Elmacıoğlu, Kanada, Avusturalya ve ABD'de 30 yaş üstü kalp ve damar hastalıklarından ölenlerin sayısının beslenmeye bağlı alınan önlemlerle yıllar içinde azaldığından bahsetti. Sunumunun benim için en dikkat çekici kısmı ise sonda geldi. Türkiye'de her 100.000 kişiye 3 diyetisyen düşüyormuş ve beslenmenin hastalıkların tedavisindeki önemini göz önünde bulundurursak bu sayı oldukça az.
Ardından Prof. Dr. Murat Baş, mesleki etik ve hasta iletişimiyle ilgili sunumuyla karşımızda yer aldı. Genel hatlarıyla etik değerlere sahip ve kurallı toplum olmada çaba göstermediğimiz için gelişmiş olmadığımızı anlattı ve etik olarak kendimizi sorgulamamız gerektiğini söyledi. Ayrıca etkili diyetisyen ve danışan ilişkisinin tedavi açısından çok önemli olduğundan, iyileştirmeyi kolaylaştırabileceğinden bahsederek bu ilişkinin özellikle bilgilendirme ve eğitim içermesi gerektiğini vurguladı. Araştırmalara göre iletişimsizlik yüzünden hasta endişelerinin %45'i ortaya çıkamadığını ve psikiyatrik sorunların %50'sinin gözden kaçtığını söyledi. Bu kısımın çok önemli olduğuna katılıyorum! Danışanın psikolojisi gözden geçirilmesi gereken ilk şey olabilir bence...
Dyt. Ece Nevran Durukan ise beslenme yoncası ve tam tahıllardan bahsetti. Özellikle bu kısmı diyette ekmek makarna vs yenmez diyen zihniyet duyabilseydi keşke... Fakat ben burdan size geniş bir özet geçerek gitmiş kadar bilgi edinmenize çabalıyorum zaten :) Durukan tam tahılların tanımıyla sunumuna başladı: ''Tam tahıllar besin değeri yüksek, lif, vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve fitokimyasallardan oluşur.'' Günde en az üç porsiyon( 30gr x 3 şeklinde) tam tahıl tüketilmesi gerektiğini söyleyerek tam tahıl tüketmenin koroner kalp hastalıklarından ve tip2 diyabet riskinden korunmak aynı zamanda ideal kiloyu korumak için çok önemli olduğunu savundu. Yapılan araştırmaların tam tahıl tüketmenin insülin duyarlılığında iyileşme sağladığını kanıtladığını söyleyerek ekledi ''Stratejik bir çözüm olarak tam tahıl tüketilmesi gerektiği tartışılmaz bir gerçek.''
İşte ilk oturum böyle bitti ve coffee break vakti geldi. Tatlı ve tuzlu kurabiyelerden oluşan açık büfeye ben elbette ki karşı koyamadım ve kahvemin yanında bir sürü kurabiye gömdüm :))))
Tabi gördüğünüz üzere tek gömen ben değildim :))) Ayrıca nestlenin, doygun ekmeğin, candarelin tanıtım standları da vardı.
Görmüş olduğunuz kurabiyeler Canderel tatlandırıcıyla yapılmış ve tattım gerçekten şekerle yapılmış olanlardan hiçbir tat farkı yok. Şekere eş değer tatta olduğunu ve aspartam içermediğini söylediler. Şeker hastalarının kullanımını sorduğumda ise glikoz oranı 0 olduğu için diyabetikler için de uygundur cevabını aldım. Canderelin aynı zamanda stevia bitkisinden elde edilen bitkisel tatlandırıcısı da mevcut.
Malesef biraz geç resim çekme fırsatı bulduğum için standı ve kutuların içini biraz boş görüyorsunuz. Çavdar, çok tahıllı, tam tahıllı doygun ekmek çeşitleri katılımcılara denemeleri için dağıtıldı. Ben çok tahıllı ekmeklerinden aldım ve açıkçası memnun kaldım. Unonunkinden daha farklı bir tadı var ama benim hoşuma gitti!
Nestle ise artık tam tahıllı kahvaltılık gevrekler üretiyor. Çikolatalısından meyvelisine kadar her damağa hitap eden çeşitlerini sağlıklı seçeneklerle sunuyor müşterilere.
Bir de bu gördüğünüz meyve sularının tanıtımı vardı. Genesis Today markasının ürettiği bu içecekler sıradan meyve suyu değilmiş. Öğrendiğime göre anti-aging, enerji verme, saç ve tırnak sağlığını destekleme ve bazı vitamin ihtiyaçlarınızı karşılamak gibi pek çok faydaları olan içeceklerin sea buckthorn(çay dikeni) berry, acai berry, blueberry gibi çeşitleri var. Bunlar bir meyve suyu içer gibi içmek için değilmiş, günde bir kahve fincanın yarısı kadar içilmeliymiş. Şuana kadar Türkiyede satışı yok fakat sanırım yakında fitiz diet markette satılmaya başlayacak.
Etkinliğin yaratıcısı en gerçek diyetisyen çılgın ablam canımın içi Elvan Odabaşı Kanar ile fotoğrafımızı, formeo diyetisyeni güzeller güzeli gerçek diyetisyen canım Tuğçe Ergen ile olan fotoğrafımız takip ediyor bunları da burda paylaşmak istedim. :))
Coffee breakin ardından Dyt. Seren Aksüs'ün eğlenceli sunumuyla devam ettik. '' Diyeti diyetisyen yazar ama gerçek diyetisyen yazar'' diyerek başladı sunumuna. Diyetisyen Dünyası'nın kurucusu olan Seren Aksüs sitelerinde barındırdıkları diyetisyenlerin, diyetisyenlik bölümünden mezun diplomalı kişiler olduğunu yani gerçek diyetisyenler olduğunu söyledi. Sitelerinde diyetisyenlerin yazılarını, TV programlarını, başarı öykülerini ve kim ne yapıyor gibi bilgileri paylaştıklarını ekledi. Köşe yazılarından, sosyal medya paylaşımlarına kadar birçok örnek kullanarak sosyal medyada diyet ve diyetisyenlik konusunu keyifli bir şekilde üstlendi.
Dr. Ayhan Dağ ise meslektaş etiği ile ilgili konuşmalarında markanızın sürdürülebilirliğini geçici heveslerle, daha çok para kazanmak için mahvetmeyin mesajını verdi. Kişilere ilaç kullandırarak veya tavsiye ederek zayıflatmanın ve kişisel kazanç sağlamak için toplumla yanlış bilgiler paylaşmanın etik olmadığını söyledi.
Katılmaktan çok keyif aldım çünkü eğitici bir konferanstı. Toplumumuzun en büyük sorunlarından biri eğitimsizlik ve her çıkan sesi dinlemek. Keşke artık tüm bilimsel kanıtlara kulak vererek beslenmenin önemini anlasak ve kilo veren/verdiren herkese diyetisyen gözüyle bakmayıp gerçek diyetisyenleri ayırt etmeye başlasak. İnanın bu sadece kendi faydamız için.
Katkısı olan herkesi tekrar tebrik ediyorum böyle etkinliklere çok ihtiyaç var...
Benden bu kadar millet, gitmiş kadar oldunuz di mi :) Sonuna kadar okuduğunuz için sabrınıza teşekkür ediyorum ve tekrar görüşene kadar hoşçakalın! :))