Sayfalar

20 Ocak 2015 Salı

Anoreksiyada Sosyal Medya Aşısı!

Selam okuyucu..
Bu yazımın dili sana biraz agrasif gelebilir.. Çünkü kızgınım..
Anoreksiyanın ne olduğunu hala doğru düzgün bilmeyenlere, ciddiye almayanlara ve çevrelerine anoreksik düşünceler aşılayanlara çok kızgınım..
Ben de, bu hastalığın yayıldığını, ondan ona bulaştığını ve artan takıntılarıyla anoreksiyanın çıkılması çok zor zindanında yitip giden insanları görmeye dayanamıyorum. Bir şeyler yapmak istiyorum, yardım edebilmek, ellerinden tutabilmek ama tek yapabileceğim yazmak olunca bloguma koşuyorum..

Öncelikle gel anoreksiyanın ne olduğunu iyi anlayalım. Hiç öyle ergenlerin şımarık hastalığı falan sanma bir kere. Görülme yaş aralığı çok geniş. Ayrıca ciddiyetini anlaman için ilk olarak şunu belirteyim, yeme bozuklukları, psikolojik hastalıklar arasında ölüm oranı en yüksek olanı. Yeme bozukluğu geçiren bireylerin ise bu hastalıklarının ''ölümle'' sonuçlanma yüzdesi %20'ye kadar ulaşıyor. Eminim birçok kişi anoreksiya ve bulimianın bu denli ciddi sonuçlar doğurabileceğini düşünmüyordu. Öyleyse belki de şimdi anlatacaklarım daha dikkatli okunur?...

Anoreksiya hastası zayıf bir bedene sahip olma arzusuyla yanıp tutuşur, şiddetli kilo alma korkusu duyar, sürekli olarak diyet yapar, obsesif şekilde her yiyeceğin kalorisini bilir, yediklerini kısıtlar, zayıf olduğunu asla kabul etmez, edenler ise ya basenlerinin ya göbeklerinin olduğunu savunurlar. Bazısı aşırı derecede spor yapar, bazısı aldığı kalori miktarını korkunç şekilde düşürür, bazısı da yediklerini sürekli olarak kusar. En önemlisi anoreksikler kilo vermeyi kendilerine güvenlerini kazanma, mutlu olma, saygı ve sevgi görme yöntemi olarak görürler..Sonuçlarından bir kısmı ise kendini etraftan yavaşça soyutlama, içine kapanma, depresyon, öfke, kalp ritminin bozulması, cildin kuruması, dişlerin çürümesi hatta dökülmesi, ülser ve mide borusu kanseri, hormonal bozukluklar, regl kesintisi.. Özellikle şu bilgiyi paylaşmadan geçemeyeceğim, Londra King’s College ve College London Üniversitesi’nde yapılan ve BJOG Dergisi’nde yayınlanan araştırmaya göre anoreksiyaya yakalanmış kadınların %40'ı doğurganlık tedavisine ihtiyaç duyuyor ve hamilelikleri gecikiyor.

İnanılır gibi değil ama anoreksiya hastalığına yakalanma yaşı 10'a kadar düştü! Çocukluğunu yaşaması, ailesiyle arkadaşlarıyla oynaması, gelişmesi büyümesi gereken yaşlarda bu çocuğun anoreksiyayla ne işi var?!

Ne işi olduğunu ben size söyleyeyim.. Sosyal medya işi var.  University of Haifa'da yapılan araştırma gösteriyor ki, sosyal medyada daha çok vakit geçiren bireylerin yeme davranış bozukluğu geliştirme olasılığı çok daha fazla. Hele ki facebook, instagram ve twitter üçlüsü var ki ne kadar takıntılı insan varsa düşüncelerini başkalarına çok güzel bulaştırıp empoze edebiliyor. Yok efendim ince bacak fotoğrafları, dümdüz karınlar, mankenler. Ne kadar inceysen o kadar ''ay çok incesin çok güzelsin'' diye iltifat almalar, saçma sapan diyet listeleri paylaşmalar.. Resmen ince olmak toplumda kabul görme aracı oldu. Bizi bu hale getiren televizyonlar, dergiler, hep en zayıf olanın başrol yapıldığı diziler... Hayır yangını körükleyenlerimiz de var.. 
Meselaa... Diyetisyen olmadığı ya da hiç diyetisyene gitmediği halde gelmiş instagramda diyet şöyle yapılır, yok bugun bilmem ne detoxu uyguluyorum, yok ekmek yemiyorum zayıflıyorum diye milletin kafasını saçma sapan çöp bilgilerle dolduranlar! Sağdan soldan duyduğunu gördüğünü birleştirmiş kendi aklınca.. Orda benim cahil insanım da gitmiş, bilmem kaç kilo vermiş diye buna soruyor napması gerektiğini.. Tabi doktorlar, diyetisyenler boşuna okumuş zaten.. Hayır sizin yüzünüzden küçücük çocuklar anoreksik oluyor. Bana 12 yaşında küçücük bir kız mesaj atti sürekli kusuyorum zayıf olmak istiyorum diye. O an beynimden aşağı kaynar sular döküldü ve o zaman anladım bu illetin ne kadar küçük yaşlara kadar indiğini...

Bir de şunu söyleyim, motive ettiğinizi sanarak bu mankenlerin ya da kilolu insanların fotoğraflarını paylaşıp, yerseniz böyle iğrenç olursunuz-yemezseniz böyle manken gibi güzel olursunuz diyorsunuz ya, iyi halt yiyorsunuz. Hem kilolu insanlara karşı yapılan acımasız muameleyi destekleyip onların psikolojisini bozuyorsunuz, bedenlerini iğrenç diye nitelendirerek asıl kötülüğü siz yapıyorsunuz; hem de insanları zayıf olma takıntısına itiyorsunuz. O motivasyon falan değildir arkadaşım. Motive mi olmak istiyorsun git kendi eski kilolu resmine bak, git kilo vermeden önceki pantolonunu giy ya da içine önceden sığmadığın elbiseye sığmayı kutla. Çok mu motive etmek istiyorsun? Sağlıklı yaşamı, sağlıklı beslenmeyi aşıla insanlara, yememeyi, zayıf olmayı değil!
Anoreksiya tedavisi çok uzun yıllar süren, bazen yüzde yüz tedavisi olmayan bir hastalık. Bu günümüzün trendleri, televizyonlar, dergiler yetmedi şimdi de sosyal medyada diyetisyenlik taslayan ve asla anoreksiyaya meyilli olduğunu kabul etmeyen hesaplar çıktı. Lütfen ama lütfen başkalarını sağlıksız davranışlara yönlendirmeyin! Sürekli, zayıflık güzelliktir empozesinde bulunmayın! Kilolu olmayı aşağılık görmeyin ve eğer bir diyetisyen değilseniz diyet listesi pay-laş-ma-yın!!!

İşte böyle okuyucu kızıyorum.. Döktüm yine içimi, çünkü kıyamıyorum bu hastalığı çekenlere.. Korumak istiyorum onları, ama elimden gelen bu...

Sabırla okuduğun için seni seviyorum! Tekrar dertleşmek üzere! :))